Soru Sor
Soru Sor
Kapat

Prof. Dr.Aydın Yücetürk'e Sor

Ad Soyad E-Posta Telefon Sorunuz

Benim Babam Kahraman

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Aydın Yücetürk’ün hikayesi, yakınını ameliyat etmek isteyen meslektaşlarımız için çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. bacağından umut kesilen oğlunu defalarca ameliyat ederek yürütmeyi başaran aydın yücetürk’ü ve oğlu okan yücetürk’ü dirim sayfalarında ağırlıyor, zorlu ve bir o kadar da coşku verici mücadele süreçlerini dinliyoruz.

YAZ EĞLENCESİNİ KABUSA DÖNÜŞTÜREN KAZA 1994 YILINDA, ANTALYA’DAKİ BİR TATİL KÖYÜNDE YAŞANDI. O sıralar 8 yaşında olan Okan Yücetürk, annesiyle tatildeyken çocuk havuzunun vakum sistemine kapıldı; bacağı kasığa kadar 14 çapında boruya sıkıştı. Kalbi durmuş olarak 3 dakika sonra sudan çıkarılan Okan Yücetürk, birlikte oynadığı çocuğun doktor babası tarafından kalp masajıyla hayata döndürüldü. Olayı sabaha karşı Ankara’da öğrenen baba Prof. Dr. Aydın Yücetürk, Antalya’ya koştu ve olaydan 11 saat sonra oğlunu görebildi. Bacağında ileri derecede kompartman sendromu olduğunu görüp ameliyat edilmesini sağladı. Sonrası uzun yıllara dayanan ve 15 adedi bulan ameliyat serisi, ayrıca felç ve böbrek yetmezliği gibi çeşitli sorunlarla geçti. Bugün son derece sağlıklı olarak hayatını sürdüren Okan Yücetürk ve babası Prof. Dr. Aydın Yücetürk ile buluştuk. Aydın Yücetürk’ün belki de meslek hayatındaki en çarpıcı ve örnek teşkil edici hikayesine kulak verdik.

“OKAN BU TÜR BİR KAZADA KURTULAN TEK ÇOCUK”

Sizi 20 yıl öncesine, oğlunuzun kaza geçirdiği güne götürsek... Neler yaşandı, kaza nasıl oldu?

Kaza, 1994’de oldu. Ama önce 1993’de yaşanan bir olayı anlatmak istiyorum. Bir eğitim için Amerika’daydık ve 8 yaşında olan oğlum Okan da bir aylığına yanımıza gelmişti. O sırada Türkiye’den bir haber duyduk; bir Alman turistin çocuğu havuzun vakum sistemine çekilmiş ve vefat etmişti. Bizim Amerika’da kaldığımız sitede de havuz vardı. Kızım da daha 16 aylıktı. Kızımı ve oğlumu korumak adına her havuzu incelemeye başlamıştık. Ve bir yıl sonra benzer bir kaza Okan’ın başına geldi. Ben o sırada Hacettepe’de çalışıyordum, Okan ve gazeteci olan annesi Magic World Oteli’nin açılışındaydı. Çocuk havuzunun vakum ve drenaj sistemine mazgal takmayı unutmuşlar. Vakum çalışınca bir anda Okan’ın bacağını kasığa kadar suyun altına almış... Okan bu tür bir kazada kurtulan tek çocuk. Bazı şans faktörlerinin devreye girmesi de etken oldu kurtulmasına.

Neydi bu şans faktörleri?

Okan’ın o sırada birlikte oynadığı 5 yaşındaki çocuk “Abi kayboldu” diyor. Bir bakıyorlar ki suyun altında. Erişkinler atlıyor ama çıkaramıyorlar. Kompresörleri kapattırıyorlar. Okan iki buçuk – üç dakika suyun altında kalıyor. 5 yaşındaki çocuğun babası doktormuş. Kalp masajıyla geri getiriyor çünkü ağrı şokundan Okan’ın kalbi duruyor. O şok sırasında solunum da duruyor; bu da bir şans. Akciğerine hiç su kaçmamıştı.

“ÖLDÜĞÜNÜ DÜŞÜNDÜM”

Siz ne zaman öğrendiniz olayı ve neler yaptınız?

Ben sabah beşte ameliyattan çıkıp eve gitmiştim, “Oğlunuz kaza geçirdi, durumu iyi değil, hastaneye götürüyoruz” diye haber geldi. O dönem cep telefonu falan yok, hiç kimseye ulaşamadım, Antalya’daki bütün hastaneleri aradım, beş saat doğru dürüst bilgi alamadım. Oğlumun öldüğünü düşündüm. Sonra öğrendim ki Antalya’daki özel hastaneye götürülmüş. Ankara’dan panik halinde doktorlara ulaştım. Orada tıbbi bir hayal kırıklığı yaşadım. “Kompartman sendromu yaşıyordur” diyorum ama kimseye derdimi anlatamıyorum. Bana “Yok bir şey” diyorlar. Oysa böyle bir durumda iki – üç saatte müdahale edilmesi lazım. Antalya’ya sık sık uçak da yok. Bir arkadaşım arabasıyla geldi. Önce Hacettepe’ye gidip damar kateterleri ve setler aldık, yola çıktık. Ulaştığımızda kazanın üzerinden 11 saat geçmişti ve tabii biraz geç kalınmıştı. Bacağı kötü durumdaydı ve şişti. Bir hocamızı bulduk ve on dakikada hemen ameliyata hazırladık. Bacağındaki kemik çıkarıldı, bütün adaleler açığa alındı. Sonuçta bacağı kurtardık. Ama bu kadar geç kalınmasaydı ardından o kadar çok sayıda ameliyat olmasına gerek kalmayacaktı. Bir de üstüne ayakta sıkışmaya bağlı olarak felç gelişti.Ayrıca gecikmeye bağlı olarak da adalelerin bir kısmı öldüğü için böbrek yetmezliği oldu, neredeyse diyalize girecekti.

Sonrasında kaç ameliyat daha gerekti?

Dokular geç açılınca adaleler fışkırı- yor. Onları kapatmak problem olduğu için diğer bacaktan deriler alındı ve tabii bu arada sağlam bacakta geli- şen keloid dokuları nedeniyle sağlam bacakta da sorunlar yaşadık. Her iki bacakta da bazı dokular gelişti. Sonra o dokular çıkarıldı, estetik operasyonlar yapıldı, ayakta gelişen his kaybı ve deformasyona bağlı baş parmağı donduruldu, bazı tendonlar kesildi... Kazadan sonraki iki – üç yıl içinde 12 ameliyat oldu. Totalde ise 14-15 kadar. Son ameliyatını ise bundan 5 yıl önce gerçekleştirdik. Bunların 10 tanesini ben yaptım. Sonuç olarak şu anda koşarken hâlâ hafif bir aksaması ve ayak tabanında hafif bir hissislik var, biraz da yukarı çekiyor. Birkaç parmakta da deformasyona bağlı yakınmaları olduğu için bir ameliyat yapmayı daha planlıyorum. Ama tüm süreçte daima yaşadığına ve bu durumuna şükrettik.

 

Kaynak : http://www.dirim.com/Dirim_2014-303_files/Ro%CC%88portaj1.pdf

Paylaşın:

 
 
Yasal Uyarı  /  Site Haritası
İçerikler izinsiz kopyalanamaz.